Aktif Karbon Nedir? Çalışma Prensibi Nasıldır?

Dönüşüm Tabloları


Filtrasyon Nedir?

FİLTRASYON NEDİR?

Filtrasyon; bulanıklığı, koloidal maddeleri, tat ve rengi, demir ve mangan ile arsenik ve krom gibi ağır metalleri sudan uzaklaştıran, istenmeyen kokuları absorbe eden veya suyun asitliğini nötralize eden bir prosestir. Tüm bu saydığımız işlemler uygun bir filtrasyon sistemi ile başarıya ulaşabilir ki çoğu zaman filtrasyon prosesi oksidasyon ve/veya koagülasyon prosesleri ile birlikte kullanıldığında daha üstün gelmektedir.
Basit gibi görünsede , filtrasyon gerçekte en karmaşık su arıtma işlemlerinden bir tanesidir; her zaman kimyasal reaksiyonlarla tam olarak doğrulanamayan filtrasyon prosesi, sistem dizaynında yapılan yanlışlıklarla düzgün işletilememektedir.

Sonuçta filtrasyonda ,kalite ile filtre edilen su miktarı arasında bir bağlantı vardır. Mükemmel filitre dizaynının amacı yukarıda belirtilen iki ihtiyaç arasında bir dengeye ulaşabilmek ve doğru filtrasyon minerallerini seçebilmek ve de tank dizaynlarını iyi yapmakta yatmaktadır. Birçok firmada standart verilen filtrasyon sistemleri sadece debiye bağlı olarak düşünüldüğünde hatalara sebep olmaktadır. Bu sebeple filtrasyon sistemlerinde su analizleri önem arz etmektedir. Su analizlerinin doğruluğu ve mevsimsel değişiklikler gibi birçok etken düşünülerek projeler oluşturulmalıdır.

BASINÇLI KUM FİLTRELERİ

Çok katmanlı mineral filtreleri iyi dizayn edildiğinde 10 micron mertebesine kadar filtrasyon yapabilmektedir. Bu amaçla kum filtresi quartz kumları kademeli olarak ( 0,5 -1 : 1-3 : 3-5 : 5-8 : 8-12 : 12-15 ) seçilmeli ve su kirliliğine göre kademeler seçilmelidir. İyi bir filtrasyonda quartz kum üzerine konulan antrasit mineralide önemlidir. Bulanıklığın çok olduğu kuyu veya yüzeysel sularda basınçlı kum filtreleri öncesinde mutlaka mekanik ( seperatör filtre , betonarme savak .. ) filtre sistemleri olmalıdır. Aksi halde basınçlı kum filtrelerinde kısa sürede tıkanmalar ve dolayısıyla debilerde düşmeler olacaktır.

Fleck Kontrol Valfleri Kurulum Verileri

Hamsuyun Taşıması Gereken Özellikler

KULLANILACAK HAMSUYUN TAŞIMASI GEREKEN ÖZELLİKLER

Kullanılacak olan hamsuyun genel olarak tortusuz 7-7,5 pH aralığında yağ süspansiyonu içermeyen yapıda kimyasal olarak silika, demir oksit varlığını minimum ölçüde içerecek yapıda ve tasfiye işlemleri sırasında ekonomiklik sağlayacak şekilde az sert ya da orta sert yapıda olması arzu edilir.

Korozif Yapısı:

Ham suyun korozif yapısını direkt olarak etkileyecek olan etken alkalinite varlığıdır. OH,HCO3,CO3 iyonları arasındaki dengelerden alkalinite (Alkalilik özelliği) büyüklüğü meydana gelir. Alkalinite içerisindeki iyon dengeleri suya  değişik şartlarda korozif özellik kazandırırlar.

Alkalinite içerisindeki OH ve CO3 iyonları fenol ftalein (ff) indikatörlüğünde tayin edilerek pAlkalilikolarak bilinir. Toplam alkalinite ise metil oranj (no) indikatörlüğünde tayin edilip, içerisinde OH,CO3 iyonlarının yanı sıra HCO3 iyonu da içerir. Toplam alakalinite mAlk olarak bilinir.

Bunların sonucunda p ve m alkalilil arasındaki oran ve büyüklük farklılıkları suyun yapısındaki OH,CO3,HCO3 konsantrasyonları hakkında bilgi verir.

HCO3 iyonunun diğer iyonlara göre fazlalığında HCO3 bir tane serbest H iyonu taşımasında dolayı suyun zayıf asidik yapıda olması ortaya çıkar.

ÖRNEK 1: Analiz edilen 100 ml’lik numune sudaki p ve m alkalinite ölçümleri pAlk;50 ppm mAlk;175 ppm’dir. Buna göre yukarıdaki tablodan p<1/2 oranı kullanılarak

OH                                         CO3                                       HCO3

0                                             2p                                          m-2p

(0 ppm)                                              (100 ppm)                          (75 ppm)

Ortaya çıkan sonuçta su içerisindeki HCO3’ün OH’a göre fazlalığı suyun korozif yapısını gösterir.

Soğutma Sistemleri ile ilgili Genel Bilgiler

Endüstride soğutma sistemleri günümüzde gün geçtikçe yaygınlaşmakta ve kullanım suyu karakteristikleri proseslerin sağlıklı yürümesi açısından önem taşımaktadır.

Açık ve kapalı soğutma suyu sirkülason sistemlerinde suyun neden olduğu üç ana problem; korozyon , deposit (çaş ve çamur) oluşumu ve mikrobiyolojik kirliliklerdir.

1.1 KOROZYON

Suda çözünen korozif gazların, su içerisindeki çözünmüş tuzların, sistem şartlarının ve mikroorganizmaların etkisi ile korozyon oluşur. Deposit ve birikintiler korozyonu artıran faktörlerdir.

Sistemlerde korozyona neden olan faktörler şu şekilde sıralanabilir:

→ suyun iletkenliğindeki farklılıklar: genelde yüksek iletkenlik korozyonu artırır. Ayrıca buna bağlı olarak yükselen agresif klorür konsantrasyonu ve sülfat iyonları korozyonu hızlandırıcı etkenlerdir.

→ sistemdeki farklılıklar: sistemde farklı metal yapısı, aynı metalde farklı metalürjik yapıda bölgeler, debideki salınımların neden olduğu türbülansların, çökeltileri dispers etmesi.

→ havalandırma farklılıkları: sistemin ve suyun karakteri, deposit ve askıda katı madde etkileri ile çeşitli bölgelerde farklı konsantrasyonlarda çözünmüş korozif gazların bulunması.

→ bakteri korozyonuna neden olan su da çözünmüş toplam oksijen (TDO) ve organik madde konsantrasyonlarındaki farklılıklar.

→ sistemin değişik bölgelerinde sıcaklık farklılıkları. Yüksek sıcaklık suyun viskozitesini azalttığından oksijenin difüzyon hızı artar, iletkenlik yükselir; ayrıca yüksek sıcaklıkta olan bölge anot olur ve bu nedenlerle korozyon hızlanır.

→ soğutma suyu sitemlerinde farklı akış hızları ve 1,5 m/sn nin altında kalan akış hızı.

→ sistemde dolaşan suda; sertlik, toplam alkalinite, klorür, ve sülfat farklılıkları; konsantrasyon faktörüne ve yapılan şartlandırma işlemlerine bağlı değişimler; pH ayarı, yumuşatma gibi.

→ dış atmosfer değişikliğinden gelen kirlilikler; suyun orijininde olan mevsimsel değişiklikler ve kirlilikler.

→ sistemin eski olması ve daha önce yapılan şartlandırma sonucu yüzeydeki deposit miktarı ve yapısındaki farklılıklar.

→ sistemin şartlandırılmasında kullanılan şartlandırma kimyasallarının hatalı seçiminden kaynaklanır.

→ şartlandırma kimyasalları satan firmaların uzmanlık seviyesindeki ve teknik servis kapasitesindeki farklılıklar.

→ işletme şartlarının devamlılığı ve takibindeki farklılıklar; işletmeci ve şartlandırma kimyasalları satıcısı arasındaki koordinasyon ve bilgi akışındaki farklılıklar.

1.2 DEPOSİT:

Soğutma suyu sistemlerinde depositlerin oluşumunun iki kaynağı vardır.

→ besi suyu ile taşınan kalsiyum ve magnezyumun karbonatları, sülfatları, fosfat ve silikat tuzları, demir oksit ve hidroksitleri, çamur, kum, kil, mil, biolojik maddeler, organik kimyasallar, yağ v.s.

→ kule yolu ile çevreden taşınanlar: kum, kil, bakteriler ve çevreden kaynaklanan organik ve anorganik madde tozları.

1.3 BİYOLOJİK KİRLENME:

Mikroorganizmalar sudan ve atmosferden sisteme girerler. İzole edilmiş tek hücreler etkili değildir, ancak koloni kurmaları sistemde korozyon ve birikinti yapmalarına neden olur. Soğutma sisteminde uygun sıcaklık ve pH nedeniyle gelişmeleri hızlıdır. Ayrıca mineral tuzlar, organik maddeler ve güneş ışığı hızı artırıcı etkenlerdir.

Soğutma sistemlerindeki mikroorganizmalar; bakteri,küf,yosun,mantar ve yapışkan sümüksü canlılardır.

Mikroorganizmalar, korozyon ve depositin önlenmesinde önemli sorunlar yaratırlar.

Korozyonun Etkileri:

→ hidrojen üretenler: katotda depolarizasyon nedeniyle korozyon,

→ oksijen üretenler: oksijen korozyonu,

→ birikinti yapanlar: deposit altı korozyona,

→ hidrojensülfür ve sülfürik asit üretenler: düşük pH korozyonuna,

→ amonyak üretenler: bakır korozyonuna neden olurlar.

ÖRNEK 2 : Analiz edilen 100 ml’lik numunedeki sudaki p ve m alkalinite ölçümleri pAlk ; 150 ppm mAlk ; 250 ppm’dir. Buna göre yukarıdaki tablodan p>1/2m oranı kullanılarak;

OH                                        CO3                                       HCO3

2p-m                                    2(m-p)                                 0

(50 ppm)                            (200 ppm)                          (0 ppm)

Ortaya çıkan sonuçta su içerisindeki OH iyonlarının HCO3 iyonlarına göre fazlalığı suyun bazik yapısını gösterir. Bu durum korozif özellik taşımaz.

a)      Taşlaşma Yapıcı Özellikleri:

Suyun doğal yapısında çözünmüş olarak bulunan alkali ve toprak alkali minerallerin varlığı suya taşlaşma yapıcı (scale) özellik kazandırır. Bu mineral iyonlarının, suya kazandıracağı scale özelliğini en aza indirmek için çeşitli yöntemler uygulanır. Bu yöntemler çoklukla tasfiye sistemleri olmak üzere magnetik olarakta uygulanmaktadır.

Tasfiye sistemlerinde (eğer demiralize istenmiyorsa) ana amaç olarak geçici sertlik veren Ca, Mg, Ba gibi toprak alkali metal iyonları su içerisinde tutularak ayrılır. Ancak bu tutma işlemi öngörüldüğü şekilde %100 teorik oranda olmadığından su içerisinde tutulmadan kalan belli bir derişim her zaman için mevcuttur.

Su içerisinde bulunan silika,toprak alkali ve alkali metal iyonlarının haricinde suya scale özellik kazandırırlar. Tasfiye işlemi sonucu sistem içerisinde var olan Ca,Mg,Ba ve silis iyonları su içerisindeki SO4, OH, HC03, PO4 v.b. iyonları ile uygun pH ve TDS (Toplam Çözünmüş Madde Miktarı) aralıklarına bağlı olarak CaSO4, CaCO3, Na2SİO3 v.b. bileşimleri şeklinde yapışkan ve suda az çözünür özelliğe sahip olarak çökerler.

b)      Tortu ve Süspanse Durumu:

Hamsuyun özelliğini etkileyen diğer bir etkende suyun tortulu ve süspansiyon içeriri bir yapıda olmasıdır. Bu yapıdaki sular öncelikle tasfiye sistemlerinde olmak üzere, buhar kazanı yada soğutma suyu sistemlerinde de sorunlara yol açabilecek yapıdadır. Bu nedenle bu tür özelliğe sahip suların durultma ve filtrasyon ön işlemlerinden sonra tasfiye işlemine tabi tutulması gereklidir.

Hamsuyu İyileştirme Yöntemleri

Hamsuyu iyileştirme işlemlerinde öncelikli sırayı durultma ve filtrasyon alır. Bu işlemi eğer gerekiyorsa pH ayarlaması ve daha sonra da tasfiye işlemi takip eder.

Hamsuyun tortulu olması halinde durultma havuzlarında bekletilerek tortunun su içerisinden ayrılması sağlanır. Eğer su içerisinde yağ süspansiyonu mevcutsa bu yağı su içerisinden ayırmak için durultma esnasında yağ karıcı emilgatörler kullanılır. Sonuçta tortusuz bir su elde edilemiyorsa filtre edilir. Filtrasyon da durultma ile çöktürülmeyen veya yüksek debi ile sürüklenen tanecikler tutulur.

Filtrasyon işleminden sonra elde edilen tortusuz ve berrak su kimyasal olarak yumuşatma işlemine tabi tutulmalıdır. Bu işlemde bilindiği gibi suyun tasfiye yöntemidir.

Suyun tasfiyesinde sağlıklı bir verim ve sonuç için kurulacak olan sistemin büyüklüğü ile doğru olmalı ve ekonomik olarak en az maliyete sahip olmalıdır. Bu amaçla sistem kurulmadan hamsu ayrıntılı analiz edilip daha sonra hesaplamaya geçilmelidir.

ÖRNEK : 100 C 1 lt su içerisinde 1.36 gr. CaCI2, 2.40 gr. MgSO4 içeren bir suyun kaynama noktasındaki yükselme şöyledir.

B.KİMYASAL DEĞİŞİKLİKLER

Su içerisinde çözünmüş halde bulunan bileşikler kendi özelliklerine bağlı olarak belli bir pH aralığında ve sınır konsantrasyonundan sonra büyük yapılı moleküller halinde çökerler. Çökelmeyi gerçekleştiren başlıca etken su içerisinde bulunan ve sudaki çözünürlüğü düşük olan bileşiklerin iyonlarını içeren yapıların birbirleri ile karşılaştırma ihtimallerinin yükselmesidir.

Şematik olarak inceleyecek olursak:

Yukarıda şematik olarak görüldüğü gibi düşük pH ve düşük TDS durumlarında anyon ve ktyaon birleşme ilgileri azdır. Yükselen pH ve TDS durumlarında karşı karşıya gelen anyon ve katyon oranları artacağından bu ilgi artacaktır. Sudaki çökelmeleri doğal olarak önleyebilmek için pH’ı max. 8.2’de TDS’de max. 3200 ppm’den az tutmak gereklidir.

Bu durum ise buhar kazanlarında mümkün olamayacağından suda az çözünen bileşiklerin çökelmeleri kaçınılmazdır. Özellikle kalsiyum, magnezyum, ve silisyum metalleri: fosfat, sülfat, bikarbonat, hidroksit tuzları şeklinde çökerler.

Su içerisinde çökebilecek katı maddelere ait çözünürlüğü gösteren tablo aşağıdadır.

Çökelmeler sonucu meydana gelecek olan scale (taş) tabakaları bilindiği gibi buhar kazanının ani ısı değişikliklerinin ya da ısı iletiminin gerçekleştiği bölgelerde metalin ısı iletkenlik katsayısını düşüreceklerinden direkt bir enerji kaybı meydana geleceği gibi kazanın buhar verimini de azaltacaktır.

Kimyasal değişikliklerin bir diğer istenmeyen etkisi kazan içi korozif ortamın oluşmasıdır. Genel olarak pratikte bilindiği gibi kazan içinde ya taşlama yapıcı yada korozyon yapıcı ortam mevcuttur. Açıklanması önyargıdan ileri gidememektedir. Buhar kazanlarında taşlaşma gerçekleşirken aynı zamanda korozyonda mevcut olabilir. Teorikte ve pratikte taşlaşma 8.2 pH’ın üzerinde gerçekleştiğinden bu tür durumlarda alkanitenin korozyona sebep olması pek mümkün değildir. Ancak su içerisinde çözünmüş olarak bulunan ve derişimleri hakkında kesin bilgi edinilemeyen O2 VE CO2 gazları korozyona başlıca sebeptir.

Bilindiği gibi 100 Co altındaki sıcaklıklarda O2 ve CO2 su içerisinde çözünmüş olarak bulunur. Çözünmüş olarak bulunan bu gazlar metallere yükseltgen etkide bulunarak iyon haline gelmelerine sebep olurlar.

3 Fe + 2 O2 →FeO           Fe203→Fe3O4(Pas) denklemi gereği O2(Çözünmüş  gaz) Fe’i (demir) yükseltgeyerek pas haline geçirirler. Bu tür demir korozyonunda Fe(+2), Fe (3+) derişimini ölçmek ve analiz etmek pas teşekkülünden dolayı mümkün değildir.

CO2 (Çözünmüş gaz) korozyonunda ise bu durum biraz daha farklıdır.

CO2 + H2O →CO3 + 2H→H2CO3 (Karbonik asit)

Denklemi sonucu CO2 suya kazandırdığı asitlikten dolayı demire yükseltgen etkide bulunur.

2H + Fe→Fe2+ + H2

Tepkimesinde de görüldüğü gibi oluşan Fe2+ iyonu su içerisindeki X anyonları ile Fen X 2 yapısındaki bileşikler halinde su içerisinde taşınır.

Buhar Kazanlarında Uygulanacak Islah Yöntemleri

Korozif Değişiklere Karşı Uygulanacak Islah Yöntemleri;

Korozif etkilerin giderilmesinde iki ana yol her zaman mevcuttur, sisteme bunlardan biri tatbik edilebileceği gibi ikisi de aynı anda tatbik edilebilir. Bu yollardan biri korozyona sebep olan büyüklüğün kontrollü bir şekilde yok edilmesi ya da korozyona tabi olan, büyüklüğün korunmasıdır.

I.Korozyona sebep olan büyüklükler genellikle çözünmüş olarak bulunan O2 ve CO2 gazlarıdır. Bu gazlar her an indirgenmeye hazır olarak bulunduğundan bunları tereli derişimde yükseltgen maddelerle karşı karşıya bırakmak korozif etkilerini önlemek için yeterlidir. En çok bilinen antikorozyon maddeler sülfit, film yapıcı ürünler ,DEHA,i bazik ortamda yükseltgen özellikler gösteren bileşiklerdir.

∆Tb =         R.To22M1.m   

1000∆Hb

Kb =        R.To22M1

1000∆Hb

∆Tb =    Kb m

(6) bağıntısı genel olarak şu şekilde yazılabilir:

∆Tb        = 1000 Kb      9  1               

G M

Yukarıdaki bağıntılarda kullanılan kısaltma ve işaretler aşağıdaki tabloda belirtilmiştir.

SU İÇİN KULLANILAN SABİT DEĞERLER

100 C de Kb        = 0.512

100 C de ∆ Hb    = 539.70 cal.

100 C de M1       = 18.02

Su içerisinde çözünmüş halde bulunabilecek muhtemel bileşiklere ait mol tartıları:

Kazan Kondens Sistemi Genel Bilgi

A  )  SU 

  •    Su  Safsızlıkları  ve  Kimyası
  •    Ham  Suyun  Arıtılması

B  )  KAZAN  VE  KONDENSE  SİSTEMLERİ

  •    Kazan  ve  Kondense  Sistemlerinin  Genel  Tanımı  ve  İşleyişi
  •    Kazan  ve  Kondense  Sisteminde  Sudan  Kaynaklanan  Problemler
  •    Kimyasal  Islah  Metotları ve  Uygulamaları

C ) SU ARITIMINDA REVERSE OSMOSİS

A  )  SU

1  )  SU  SAFSIZLIKLARI  VE  KİMYASI

GENEL  AÇIKLAMA  :

Su  bileşiminde  Hidrojen  ve  Oksijen  bulunan  kararlı  bir  moleküldür.

H2  +  1/2  O2>>>>>>>>→  H2O

Su  moleküllerinin  dipol  özelliğinden  dolayı  kuvvetli  bir  çözücü   olması  sebebiyle  de  doğada  saf  olarak  bulunması  çok  zordur.Örneğin  yağmur  suyunda, yeryüzüne  düşerken  atmosferden  çözerek  aldığı  Oksijen , Azot , Karbondioksit , Hidrojen  Sülfür  vs.  gibi gazları  bulunmaktadır.Dünyadaki  su  kaynaklarını  iki  başlık  altında  toplaya  biliriz , Yer altı  ve  Yüzey  suları.

Yer  altı  sularında (kuyu ,artezyen )  yerküre  katmanında  bulunan  çeşitli  maddeler  bulunmaktadır ( Kalsiyum, magnezyum, Demir, silis  vs. ) yer  altı  suları  bulundukları  bölgenin  jeolojik  yapısına, yer altı  katmanının  durumuna  ve  kaynağın  derinliğine  bağlı  olarak  değişik  nitelikler  gösterirler.

Yüzey  suları  da  (nehir, göl )  aynı  şekilde  bulundukları  bölgenin  jeolojik  yapısına  bağlı  olarak  değişik  nitelikler  gösterirler.

Yer  altı  sularının  yüzey  sularına  göre  en  büyük  avantajları  çevre  kirliliğinden  daha  az  etkilenmeleri  ve  bünyelerinde  daha  az  miktarda  askıda  katı  madde  ihtiva  etmelidir.

SULARIN  ÖZELLİĞİ  BELİRLEYEN  TANIMLAR :

Yer  altı  ve  yüzey  sularının  özelliklerini  içeriklerinde  bulunan  çözünmüş  katı  maddeler  yani  Katyonlar ( Kalsiyum, magnezyum, demir  gibi ” +”  değerlikli  elementler )  ve  Anyonlar  ( Klorür , Bikarbonat,  Karbonat, Silis  gibi ” –” değerlikli  element  ve  moleküller. ),

Askıda  katı  maddeler ( Kil, Çamur  vs. ) , Organik  Maddeler, Renk  ve  koku  veren  maddeler  ile  çözünmüş  gazlar  ( Oksijen, Karbon dioksit, Hidrojen sülfür  vs. )  belirlemektedir. Suların  özelliklerini  belirleyen  bazı  kritik  noktalar  aşağıda  belirtilmiştir.

pH  DEĞERİ ;  pH  suyun  içeriğindeki  H+  ( Hidrojen )  iyonlarının  konsantrasyonunun  eksi  logaritmasıdır.

pH  =  log  [  1/ ( H+ )  ]

       Diğer  bir  deyişle  suyun  pH  Değeri  suyun  asitlik-bazlık  özelliğini  belirleyen  bir  kavramdır.  Ham  suyun  pH  değerini  suyun  içeriğindeki  bikarbonat, karbonat, hidroksit  ve  karbon  dioksit  belirler.

 

0                                 7                                 14

‾‾‾‾‾‾‾‾‾‾‾‾‾‾‾‾‾‾‾‾‾‾‾‾‾  ‾‾‾‾‾‾‾‾‾‾‾‾‾‾‾‾‾‾‾‾‾‾‾‾

Asidik       Nötr       Bazik

 

Yukarıdaki  cetvelde  de  görüleceği  üzere  pH  0-7  arası  asidik  ( pH  azaldıkça  asidik  özellik  artar  ), 7  nötr  (  asit  yada  baz  özelliği  yok )  7 – 14  arası  bazik  (  pH  arttıkça  bazik  özelliği  artar )  olarak  nitelendirilir.

Hidroklorik  asit  ( HCI ), Sülfürik  asit  ( H2SO4 ), ve  Karbonik  asit  ( H2CO3 )  asitlere, Sodyum  Hidroksit  ( NaOH ), Potasyum  Hidroksit  ( KOH )  bazlara  örnek  olarak  verilebilir.

İLETKENLİK  ( Kondüktivite ) ; İletkenlik  bir  sıvıdaki  iyonların  elektrik  akımı  iletim  miktarını  ölçerek , sıvı  içerisindeki  iyon  konsantrasyonunu   belirtir.  Yani  sıvının  iletkenliği  sıvı  içindeki  toplam  çözünmüş  katı  madde  miktarıyla  doğru  orantılıdır.  İletkenlik  birimi  direnç  biriminin  tersi  olup  s / cm  dir.

TOPLAM  ÇÖZÜNMÜŞ  KATI  MADDE  ( TDS ) ;  Sudaki  toplam  çözünmüş  katı  madde  miktarını  belirler . İletkenlik  ile  arasında  aşağıdaki  tabloda  belirtildiği  gibi  bir  orantı  vardır.

SU  SERTLİĞİ ;  Suyun  içerdiği  kalsiyum ( Ca )  ve  Magnezyum  ( Ma )  tuzları , suların  sertliğini  belirler . Kalsiyum  ve  Magnezyum  sertliklerin  toplamına ( Kalıcı  ve Geçici  sertlik  toplamına )  Toplam  sertlik  denir.

Sularda  sertlik  ikiye  ayrılır;  a ) Geçici  sertlik

b ) Kalıcı  sertlik

a ) GEÇİCİ  SERTLİK ;  Geçici  sertlik  sudaki  Kalsiyum  ve Magnezyum  bikarbonat  tuzlarının  miktarını  belirler. Su  ısıtıldığında  geçici  sertlik  veren  maddeler  Karbondioksit  vererek ayrışırlar  ve  Kalsiyumkarbonat  ve  Magnezyumhidroksit  çökerek  sudan  ayrılırlar . Bu şekilde  ısıtılarak  giderilen  sertliğe  Geçici  sertlik  denir.

Ca ( HCO3 ) 2>>>>>>>>CaCO3 + H2O + CO2

Mg (HCO3 ) 2>>>>>>>>Mg ( OH )2 + 2CO2

b ) KALICI  SERTLİK ; Magnezyum  ve  Kalsiyum  Sülfat , Nitrat  ve  Klorür  tuzlarından  oluşan  sertliğe  ise  Kalıcı  sertlik  denir. Kalıcı  sertliği  oluşturan  tuzlar  ısı  ile  ayrışmazlar.

Toplam  sertlik  değeri  çeşitli  birimler  ile  ifade  edile  bilir. Alman  sertliği  (dH) , Fransız  sertliği  (FrH)  ve  Amerikan  sertliği  ppm ( CaCO ) . Bu  sertlik  birimlerinin  arasındaki  bağıntılar  aşağıda  verilmektedir

1 dH  (Alman sertliği) = 1,78 FrH (Fransız  sertliği) = 17,8 ppm CaCO3 Amerikan  sertliği

ALKALİNİTE ; Suyun  içeriğinde  bulunan  Hidroksit ( OH ) , Karbonat ( CO3 ) ve  Bikarbonatlar  ( HCO3 ) suyun  alkalitesini  oluşturur. Alkalinite , P ( Fenol Alkalinite )  ve

M ( Metil Alkalite )  alkaliniteleri  ile  belirlenir.

P  ( Fenol Alkalinite ) değeri = Hidroksit ( OH ) + 1/2  Karbonat  ( CO3 )

M ( Metil  Alkalinite ) değeri = Bikarbonat ( HCO3 ) + Hidroksit ( OH ) + Karbonat ( CO3 )  olarak  belirtilir.

KLORÜR  ( CI – ) ; Suyun  içerisindeki  Klorür  iyonlarının  konsantrasyonu  gösterir. Kazan  ve  Soğutma  suyu  devrelerinde  Konsantrasyon  sayısının  ve  blöf  miktarlarının  belirlenmesinde  önemli  bir  rol  oynar.

DEMİR  ( Fe ) ; Özellikle  yüksek  basınçlı  derecede  ısı  olan  sistemlerde ( buhar kazanı gibi )

Demir  depozitlerinin  oluşması  açısından  dikkat  edilmesi  gereken  demir  iyonlarının  kaynağı  ham  suyun  kendisi  veya  sistemlerdeki  korozyondan  kaynaklanan  korozyon  ürünleridir. Bu  açıdan  hem  ham  suyun  ıslahında  hem  de  sistemlerin  korozyona  karşı  korunmasında  demir  miktarlarına  dikkat  edilmelidir.

SİLİS  ( SiO2 ) ; Özellikle  yüksek  basınçlı  buhar  kazanları  ve  buhar  türbin  sistemleri  olmak  üzere , tüm  buhar  kazanları  ve  soğutma  sistemlerinde  kışır  oluşumu  yapabilecek olan  ve  suyun  doğal  içeriğinde  bulunan  anyonlardan  birisidir.

DİĞER  KATYON  VE  ANYONLAR ; Suyun  içeriğinde  yukarıda  belirtilen  maddeler  haricinde , su  kaynağının  bulunduğu  yerin  jeolojik  yapısına  bağlı  olarak  suyun  içeriğinde  katyonlar ( Mangan ( Mn ) ,  Bakır ( Cu ) vs. )  ve  Anyonlar  ( Sülfat (SO4 ) , Nitrat ( NO3 ) vs.)

Gibi  çeşitli  maddeler  suyun  içerisinde  çözünmüş  halde  bulunmaktadır  ve  yukarıda  belirtildiği  gibi  Toplam  Çözünmüş  Katı  Maddeler  olarak  adlandırılmaktadır.

ÇÖZÜNMÜŞ  GAZLAR ; Suyun  atmosfer  ile  teması  esnasında  atmosferde  bulunan  gazları  çözerek  bünyesine  aldığı  Oksijen, Karbon dioksit , Azot  vs. gazlardır. Özellikle  oksijen  ve karbon dioksit  bizim  açımızdan  en  önemli  gazlar  olarak  öne  çıkmaktadır.

2 )  HAM  SUYUN  ARITILMASI

       Suyun  içeriğinde  bulunan  safsızlıkları  yukarıda  da  belirtildiği  gibi  üç  ana  başlık  altında  toplaya  biliriz.

a ) Askıda  katı  maddeler ( kıl , kum , çamur  vs. )

b ) Çözünmüş  katı  maddeler ( sertlik , alkalinite , silis , demir  vs. )

c ) Çözünmüş  gazlar  ( oksijen , karbon dioksit  vs. )

Yukarıda  üç  ana  madde  halinde  belirtilen  safsızlıkların , ham  sudan  arıtılarak  buhar  kazanları , sıcak  ve  kızgın su  kazanları , soğutma  kule  devreleri, kapalı  ısıtma  ve  sogutma  devreleri  ile  klima  santrallerinde  kullanılabilecek  hale  getirilmesine  ham  suyun  ön  ıslahı ( tasfiyesi )  denilmektedir.

Bu  ön  ıslah  işlemi  toplam  şartlandırma  programının  en  temel  şartlarından  biri  olup , tüm  programın  başarılı  bir  şekilde  uygulana  bilmesinde  çok  önemlidir.

Genel  itibari  ile  günümüzde  ön  ıslah  işlemlerinde  kullanılan  yöntemler  aşağıdaki  gibi Sıralandırılabilir.

a )  Kum  ve  mekanik  tortu  Filtrelere ( sudaki  askıda  katı  maddelerin  alınması )

b )  Aktif  karbon  filtreleri ( sudaki  bakiye  klor , organik  maddeler  ile  rengin  alınması)

c )  Su  yumuşatma  üniteleri ( reçine  ile  sertliğin  alınması )

d )  Dealkalization  ünüteleri  ( reçine  ile  alkalitenin  ve  sertliğin  alınması )

e )  Reverse  Osmose  Cihazları  ( Membran  filtreler  ile  sudaki  çözünmüş  katı  maddelerin

% 80 – 90  oranında  alınması )

f )  Demineralization  üniteleri  ( reçine  ile  sudaki  çözünmüş  katı  maddelerin % 90 – 95

oranında  alınması)

g )  Mixsed-bed  üniteleri  ( reçine  ile  sudaki  çözünmüş  katı  maddelerin % 95 – 100

oranında  alınması.)

A ) KUM  VE  MEKANİK  TORTU  FİLTRELERİ ; Kum  ve  mekanik  tortu  filtreleri  suyun  bünyesinde  çözünmemiş  halde  bulunan  kum , kil , çamur  gibi  askıdaki  katı  maddelerin  alınmasında  kullanılır.

Askıda  katı  maddelerin  alınması  kum  filtrelerinde , suyun  filtre  içerisine  konulan  çeşitli  çaplardaki  kum  ve  çakıl  katmanlarında  geçirilmesi  ile  yapılır. Kum  filtrelerinde  rejenerasyon  işlemi  basınç  farklarına  bağlı  olarak  cihaz  çıkışındaki  öngörülen  basıncın  altına  düştüğünde  cihaz  ters  yıkamaya  alınarak  içerisindeki  dolgu  maddelerini  kirleten  maddeler  dışarıya  atılma  sureti  ile  yapılır. Kum  filtreleri  daha  yüksek  su  debileri  ile  çalışılan  sistemlerde  tercih  edilir.

Mekanik  filtrelerde  ise  filtrasyon  adındanda  anlaşılacağı  gibi  mekanik  filtreler  ile  yapılmaktadır.Bu  filtrelerde  de  rejenerasyon  yine  kum  filtrelerinde  olduğu  gibi  basınca  bağlı  olarak  filtrelerin  ters  yıksması , değiştirilmesi  gibi  çeşitli  metotlar  ile  yapıla  bilir.

Her  iki filtre  türünde  de  halihazırda  hem  manuel  hemde  otamatik ( basınç , debi , hacim, veya  zaman  kontrollü )  sistemler  bulunmaktadır.

B ) AKTİF  KARBON  FİLTRELERİ ; Aktif  karbon  filtreleri , amacına  ve  kullanılan  karbon  cinsine  bağlı  olarak  sudaki  bakiye  kloru , organik  maddeleri  ve ayrıca  renk  ve  koku  gibi  suyun  kalitesini  etkileyen  safsızlıkları  almak  amacı ile  kullanılır.  Aktif  karbon  filtrelerinin  rejenerasyonları  çıkış  suyu  değerlerine  bağlı  olarak  ve  kullanım  amacına  göre  ters  yıkama , buhar  ile  aktivasyon  veya  toz  aktif  karbon  ilavesi  ile  yapılır.

C ) SU  YUMUŞATMA  ÜNİTELERİ ; Su yumuşatma  üniteleri  sudaki  toplam  sertliğin

( Kalsiyum – Cu  ve Magnezyum – Mg )  alınarak  yumuşak  su  ( toplam  sertli = 0 )  üretilmesi  amacı  ile  kullanılır . Su  yumuşatma  suyu  çıkışı  ( yumuşak  su )  ile  ham  su  arasındaki  tek

farklılık  toplam  sertlik  değerinde  olacağı  unutulmamalıdır , çünkü  yumuşatma  cihazının  tek  fonksiyonu  toplam  sertliği  sıfırlamasıdır. Su yumuşatma  üniteleri , tasfiye  cihazı  veya  permatit  diye  de  adlandırılır .

Su  yumuşatmada  kullanılan  temel  madde  SODYUM ( Na )  formundaki  Kuvvetli  Katyonik  Reçinedir .Bir  su  yumuşatma  cihazındaki  işlem , cihaza  verilen  ham  sudaki  ( sert  su )  toplam  sertliğin ( Kalsiyum – Ca ve  Magnezyum – Mg )  reçine  tarafından  tutulması  şeklindedir.

( HCO3 )2                                                                             ( HCO3 )

Ca     (SO4 )                  + Na R  >>>>>>>>>>>>>  Ca R  +  Na ( SO4 )

Mg    ( CI ) 2                                                              Mg R +        ( CI )

Yukarıda  görülen  bu  işlem  Reçineye ( R )bağlı  olan  Sodyum  iyonlarının  tamamıyla  tükenmesine  ve  cihaz  çıkışında  tekrar  sert  su  verilmeye  başlamasına  kadar  devam  eder.

Yumuşatma  cihazından  tekrar  yumuşak  su  alınabilmesi  için  cihazın  rejenerasyon ( tuzlama )  işlemine  tabi  tutulması  gerekir. Bir  yumuşatma  cihazının  rejenerasyona  alınması  için  birincil  gösterge  cihaz  çıkışındaki  toplam  sertlik  değerinin  yükselmesidir , gerektiğinde  cihazdan  geçen  su  miktarı da  dikkate  alınabilir  ( giriş  suyu  sertliği  sabit  ise )  ancak  cihazın  devrede  olduğu gün  veya  saat  yanıltıcı  olabilir. Rejenerasyon  işlemi  üç  safhada  yapılmaktadır.

1 )  Ters  yıkama ; Bu  bölümde  cihaza  normal  akış  yönünün  tersinden  yani  alttan  yukarıya  doğru  su  verilerek  reçineler  üzerinde  birikmiş  olan  kirliliklerin  atılması  ve  reçinenin  kabarması  sağlanır. ( Ters  akışkan  yataklar  hariç ) Bu  işlem  zaman  zaman  mümkün  ise  hava  kullanılarak da  yapılmalıdır , bu  sayede  reçinenin  kabarması  ve  suyun  reçine  yatağında  yol  yapması  sağlanır.

2 )  Tuz  ile  rejenerasyon ; su  yumuşatma  cihazlarında  kullanılan  reçineler  için  rejenerant  olarak  tuz  ( NaCI )  kullanılır. Bu  sayede  reçineye  gerekli  olan  Sodyum  ( Na ) takviye  edilmiş  olur.

Ca R   +  NaCI      >>>>>>>>>   Na R  +  CaCI

Mg R  +   NaCI     >>>>>>>>>    Na R  +  Mgcı

Genel  olarak  rejenerasyon  işleminde  100 – 250 gr  NaCI / 1 Lt  reçine  olarak  tuz  kullanılır.

       3 ) Durulama ; Tuz  ile  rejenerasyon  bittikten  sonra  cihazdaki  normal  su  akışı  yönünde  su  akışı  sağlanarak   reçine  kolunu  içindeki  klorür  fazlalığı  dışarı  atılır.

Yukarıda  belirtilen  tüm  bu  işlemler  bitirildikten  sonra  cihaz  işletmeye  alınmadan  önce , çıkış  suyundaki  toplam  sertlik , iletkenlik  veya  klorür  miktarı  kontrol  edilmeli  ve  sisteme  su  daha  sonra  verilmelidir. Bu  kontrol  sırasında  toplam  sertlik  ‘‘ 0 ’’ , iletkenlik  ve  klorür değerleri  ham  su  iletkenlik  ve  klorür  değerleri  ile  eşit  olmalıdır.

D ) DEALKALİZATİON  ÜNİTELERİ ;  Ham  su  içeriğinde  bulunan  alkalinitenin  alınması  için  kullanılan  reçineli  ünitelerdir. Bu  üniteler  genel  itibari  ile  dealkalizition  kolunu , karbondioksit  degazörü  ve  yumuşatma  kolonu  olmak  üzere  üç  bölümden oluşur.

Dealkalization  kolunda  sudaki  alkaliniteyi  oluşturan  bikarbonatlar ( HCO3 ) , Hidrojen  formundaki  katyonik  reçine  vasıtası  ile  % 80 -  % 90  mertebesinde  alınırlar.  Bu  işlem  sonucunda  karbonil  asit (H2CO3 )  ve  karbondioksit ( CO2 )  gazı  ortaya  çıkar  ve  su  pH  değeri  2,5 – 3,5  seviyelerine  düşer.

Karbondioksit  degazörü  vasıtası  ile  ortaya  çıkan  karbondioksit  ortamdan  uzaklaştırılır  ve  buraya  yapılan  kostik ( Sodyum  hidroksit  – NaOH )  ilavesi  ile pH  6,5 – 7,5  civarına  çıkarılır.

Yumuşatma  kolunun  vasıtası  ile  de  sudaki  toplam  sertlik  alınarak  sisteme  yumuşak  su  verilmesi  sağlanır.

Dealkalization  ünitesi  çıkışında , alkalinite  ve  alınan  alkalinite  miktarına  bağlı  olarak  toplam  çözünmüş  katı  ( TDS )  ve  iletkenlik  değerlerinde  ham  suya  nazaran  daha  düşük  değerler  tesbit  edilecektir.

E ) REVERSE  OSMOSİS  (  TERS  OSMOZ  )  ÜNİTELERİ ; Şayet  saf  su  ile  içeriğinde  çözünmüş  katı  madde  oranı  yüksek  olan  bir  su  ( konsantre  su )  ortadan  yarı  geçirgen  bir  membranla  ayrılmış  bir  kaba  konur  ise  saf  su  membranı  aşarak  konsantre  su  tarafına  geçmeye  başlar  bu  geçiş  olayına  osmoz  denir.

Şayet  konsantre  su  tarafından  bu  geçişi  önleyecek  ve  her  iki  taraftaki  suyu  dengeleyecek  şekilde  bir  basınç  uygulanır  ve  geçiş  durdurulur  ise  bu  basınca da  osmotik  basınç  adı  verilir . Bu  basınç  saf  suyun  konsantre  suya  geçişindeki  basınca  eşittir.

Konsantre  su  tarafından  bir  basınç  uygulanır  ve  konsantre  suyun  saf  su  tarafından  geçişi  sağlanır  ise  bu  olaya  ters  osmoz  denir .

Ters  osmoz  cihazlarında da yukarıdaki  teknik  ile  ham  su  membran  filtrelerden  geçirilerek  ham  su  içeriğindeki  toplam  çözünmüş  katı  maddeler  % 80 – 90  oranında  alına  bilir. Reverse  osmose  sisteminde  giriş  suyu  ham  su  ise  antiscalant (  kireç  önleyici  )  dozajına  özellikle  dikkat  edilmelidir.Diğer  dikkat  edilecek  nokta  ise  giriş  suyundaki  serbest ( bakiye )  klorun , aktif  karbon  filtre  veya  kimyasallar  ile  alınmış  olmasıdır . Bu  iki  nokta  membranların  ömürleri  açısından  çok  önemlidir . Reverse  osmoz  ünitesi  çıkış  su  iletkenliği  max. 50 s/ cm  dir.

F ) DEMİNERALİZATİON  ÜNİTELERİ ; Suyun  içeriğindeki  anyon  ve  katyonlarının  alınarak  suyun  toplam  çözünmüş  katı  madde  yükünü  % 90 – 95  oranında  azaltabilen  reçineli  sistemlerdir. Sistem  çıkışında  elde  edilecek  suda  istenilen  niteliklere  göre  zayıf  ve  kuvvetli  katyon  ( Hidrojen- H formu )  zayıf  ve  kuvvetli  anyon  reçinelerin  ( Hidroksit – OH  formu )  çeşitli  kombinasyonları  ve  Karbon dioksit  degazöründen  oluşur.

Katyonik  reçinelerin  konulduğu  katyon  kolonları  vasıtası  ile  sudaki  toplam  sertlik , Kalsiyun , Magnezyum , Demir  gibi  katyonlar  alınır , Anyonik  reçinelerin  konulduğu  anyon  kolonları  vasıtası  ile  sudaki  Sülfat , Silis , Klorür  gibi  anyonlar  alınır.

Demineralization  sistemlerinde  katyon  kolonları  rejenerasyonda  asit  ( Hidroklorik veya  Sülfirik  asit ) anyon  kolonların  rejenerasyonunda  ise  kostik  kullanılır . Demineralization  ünitesi  çıkış  su  iletkenliği  max. 5 s / cm  dir.

G ) MİXEDBED  ÜNİTELERİ ; Suyun  içeriğindeki  anyon  ve  katyonların  alınarak  suyun toplam  çözünmüş  katı  madde  yükünü  % 95 – 100  oranında  azaltabilen  katyonik  ve  anyonik  reçinelerin  birlikte  bulunduğu  reçineli  sistemlerdir.

Mixedbed  ünitesinin  içindeki  Katyonik  reçinelerin  vasıtası  ile  toplam  sertlik , Kalsiyum Magnezyum , Demir  gibi  katyonlar  alınır , Anyonik  reçinelerin  vasıtası  ile  sudaki  Sülfat , Silis , Klorür  gibi  anyonlar  alınır.

Mixedbed  sistemleri  rejenerasyonunda  hem  asit  ( Hidroklorür  veya  Sülfirik  asit ) hem  de  kostik  kullanılır . Mixedbed  ünitesi  çıkış  su  iletkenliği  max. 1,0 s / cm  dir.

HAM  SU  VE  ÇEŞİTLİ  ARITILMIŞ  SU  ÖZELLİKLERİ

( mg / 1 , diğer  şekilde  belirtilmemiş  ise )

B ) KAZAN  VE  KONDENSE  SİSTEMLERİ

 

1 )  KAZAN  VE  KONDENSE  SİSTEMİNİN  GENEL  TANIMI  İŞLEYİŞİ

          Kazan  kondense  sistemi  aşağıda  belirtilen  bölümlerden  oluşmaktadır.

A ) Su  Tasfiye  Sistemi  ve  İlave ( Katma- Make-up )  Su  Pompaları

B ) Kondens  Tankı  ve  Kondens  Pompaları

C ) Ön  Isıtıcıları

D ) Degazör ( Gaz  Alıcı ) , Besi  Tankı  ve  Kazan  Besi  Pompaları

E ) Ekonomizer

F ) Buhar  Kazanları  (Alev – Duman Borulu , Su  Borulu )

G ) Kızdırıcılar

H ) Buhar  Hatları  ve  Ekipmanları

I ) Ara ( Saf )  Kondens  Tankları  ve  Kondens  Dönüş  Hatları

A ) SU  TASFİYE  SİSTEMİ ; Bir  önceki  bölümden  hatırlanacağı  gibi  ham  suyun , ilave ( katma )  suyu  özelliklerine getirilmesi  için  çeşitli  işlemlere ( filtrasyon , yumuşatma , reverse  osmoz  vs. ) tabi  tutulduğu  bölümlerdi.

Bu  bölümlerde  üretilen  su  bir  depo  sonrasında  veya  direkt  olarak , kazan  ve  kondens  sisteminde  kaybolan  ve  / veya  kullanılan  su  miktarlarını  karşılamak  amacı ile  ilave ( katma , make-up ) su  pompaları  ile  kondens  takına  verilir . Bu  işlem  genel  itibari  ile  kondens  tankındaki  seviye  kontrol  ( şamandıra )  sisteminin  otomatik  kontrolü  ile  nadir  olarak  da  manuel  kontrol  ile  yapılır .

B ) KONDENS  TANKI  VE  KONDENS  POMPALARI ; Kondens  tankı , sistemden  geri  dönen  saf  kondens  dönüşlerinin  ve  ilave  suyun  toplandığı  tanktır . Kondens  tankı  hem  su  tasfiye  sisteminin  hem  de  kondens  dönüşlerinin  bir  aynasıdır. Şöyle ki  kondens  tankı  iki  kaynaktan  su  almaktadır  bunlardan  birincisi  su  tasfiye  sistemlerinden  alınan  ilave su , ikincisi  ise  kondens  dönüşlerinden  gelen  saf  kondens  dönüşleridir . Bu  itibarla  kondens  tankındaki  su  özellikleri  daimi  olarak  ilave  su  ve  saf  kondens  dönüş  suyu  özelliklerinin  arasında  olmalıdır ( karışım yüzdesine  bağlı  olarak ) . Dolayısı  ile  kondens  tankı  su  özellikleri  kontrol  edildiğinde  su  tasfiye  sisteminde  ve / veya  saf  kondens  dönüşlerinde  herhangi  bir  problem  olup  olmadığı  anlaşılabilir.

İlave  su  ve  saf  kondens  dönüş  yüzdelerine  bağlı  olmakla  beraber , kondens  tankındaki  su  sıcaklığının  60 – 80 oC  civarında  olması , Degazörün  daha  rahat  şekilde  çalıştırılabilmesi  açısından  önemlidir.

Kondens  tankındaki  su , kondens  pompaları  vasıtası  ile  ön  ısıtıcıya  ( sistemde  var  ise )  daha  sonrada  degazörün  üst  tepsi  kısmına , degazördeki  su  seviyelerine  bağlı  olarak  basılır.

C ) ÖNISITICILAR ; Kondens  tankındaki  suyun  degazöre  girmeden  önce  biraz  daha  ısıtılması  için  k  sistemlerdir . Ön ısıtıcılar  da  ısıtma  işlemi  genel  olarak  baca  gazı  kazan  blöf  suyu  ve  diğer  atık  ısı  kaynakla  kullanılarak  yapılır . Buradaki  temel  amaç  atık  ısı  ve enerjiden  ekonomi  sağlamaktır.

D ) DEGAZÖR ( GAZ  ALICI ) , BESİ  TANKI  VE  KAZAN  BESİ  POMPALARI ;

Önceki  bölümlerde  bahis  edildiği  gibi  suyun  içeriğinde  Oksijen , Karbondioksit, Azot , Hidrojen  Sülfür  gibi  bazı  çözünmüş  gazlar  bulunmaktadır. Özellikleri  Oksijen  ve  Karbondioksit  Kazan  ve kondense  sistemindeki  korozyon  kontrolü  açısından  çok  önemlidir. Su  tasfiye  işlemi  esnasında  bu  gazlar  ile  ilgili  hiç  bir  uygulama  yapılamamaktadır.

Oksijen  karbondioksitin  ilave  sudan  mekanik  olarak  alınması  işlemi  Degazör  cihazları  sayesinde  yapılmaktadır .Bu  sebepten  degazör  cihazlarının  diğer  bir  ismi de  gaz  alıcıdır.

Degazörde  gazların  mekanik  olarak  atılabilmesi  işlemi , gazların  sudaki  çözünme  sıcaklıklarından  faydalanılarak ilave  suyun  ısıtılması  işlemi  ile  yapılmaktadır. Kondens  pompaları  ile  degazörün  üst  tepsisine  verilen  su  degazör  içerisindeki  tepsiler ( tepsili  tip  degazör  ) veya  püskürtme  nozulları ( püskürtmeli  tip  degazör )  sayesinde  taneciklere  ayrılır, bu  tanecikler  tepesinin  alt kısmından  verilen  buhar  ile  ısıtılmak  sureti  ile  suyun  kaynama  noktasının  üzerine  çıkılarak ( 102 – 105 oC ) sudaki  çözünmüş  Oksijen  ve  Karbondioksit Mekanik  olarak  belirli bir  miktara  kadar  atılmış  olur  Oksijenin ( max. 50 ppm ) ve  Karbondioksitin ( max. 10 ppm ) bakiye  kalan  kısımları  kimyasallar  ile  bertaraf  edilecektir , bu  konular  ileriki  bölümlerde  anlatılmalıdır.

Degazörün  iyi  bir  şekilde  işletilebilmesi  için  üç  ana  nokta  önemlidir.

1 ) Degazör  sıcaklığı  102 – 105  OC  civarında  olmalıdır

2 ) Degazör  çalışma  basıncı  0,2 – 0,5  bar  civarında  olmalıdır.

3 ) Degazörde  su  ve  buharın  karşılaşması  esnasında  yeterli  süre  sağlanmalıdır . Minimum  20  dakika

4 ) Degazör  kazan  besi  pompalarından 4 – 5  metre  yukarda  olmalıdır.Pompaların  suyu  rahat  bir  şekilde  basabilmesi  için.

Degazörde  gaz  atımı  işlemi  tamamlandıktan  sonra , su  besi  tankına  alınır . Besi  tankından  kazana  verilen  suya  kazan  besi  suyu , besi  suyunun  hazır tutulduğu  tanka da  besi  tankı  denir. Kazan  besi  suyunu kazana  basan  pompalara  kazan  besi  pompaları ( KBS )  denir. Bu  pompalar ile  besi  suyu  önce  ekonomizere  ( sistemde  var  ise )  oradan da  kazana  basılır . Kazan  besi  suyu  pompaları , kazan  çalışma  basıncı , besi  suyu  debileri  ve  besi  suyu  sıcaklıkları  göz  önüne  alınarak  seçilmelidirler.

Kazan  besi  suyunun , kazanın  ihtiyacı  oranında  kazana  basılması  kazandaki  seviye  şamandıraları  önemlidir , az  basılması  halinde  kazanın  üst tarafındaki  borularda  aşırı  ısınmadan  kaynaklanan  problemler . Çok  basılmasında  ise  buhar  sistemine  ıslak  buhar  ve  kazan  suyu  gitmesi  gibi  problemler  meydana  gelecektir.

E ) EKONOMİZERLER ; Ekonomizerler  de  ön ısıtıcılar  gibi  atık  ısı  ve  enerjide  fayda sağlamak  amacı  ile  kurulan  sistemdir. Kazan  besi  tankından  kazana  gönderilen  besi  suyu , ekonomizer  borularına  gitmesi  sağlanır . Ekonomizer  boruları  yatay  veya  dikey  kurulabilir . Baca  gazı  sıcaklığına , ekonomizer  boru  adetini , ekonomizerin  yapısına  ve  besi  suyu  debisine  bağlı  olarak  besi  suyu  sıcaklığını  10  ile  50 – 60  dereceye  kadar  yükseltile  bilirler .

F ) BUHAR  KAZANLARI ; Buhar  kazanları  çeşitli  yakıtlar  yakılarak  sudan  çeşitli  sıcaklık  ve  basınçlarda  buhar  üretilmesini  sağlayan  sistemlerdir . Buhar  kazanlarında  üretilen  buhar  çeşitli  sektörlerde  ısıtma , makinelerin  çalıştırılması , elektrik  üretim  vs . gibi  amaçlar  ile  kullanılmaktadır .Buhar  kazanlarının  işletilmesi  esnasında , kazan  suyunun  istenilen  değerlerde  tutula  bilmesi  amacı  ile  belirli  periyotlarda  belirli  miktarlarda ( her  iki  saatte  bir –10 sn  gibi ) kazan  suyunun  dışarı  atılması  olayına  blöf  denir .Kazan  sistemindeki  blöf  yüzey ( üst – köpük )  veya  alt ( çamur )  blöfü  olarak  iki  farklı  şekilde  yapılabilir .Kazanlara  uygulanacak  olan  blöf  rejimi  kazan  besi  suyu  kriterlerine  kazan  yapısına , kazanın  buhar  üretimine , çalışma  basıncına , üretilecek  olan  buhar  özelliklerine , kullanılan  kimyasal  özelliklerine  ve  bağımsız  otorite  kuruluşlarca  ( ASME – CEOC )  belirlenen  limitasyonlara  bağlıdır

Buhar  kazanları  temelde  iki  başlık  altıda toplanabilir;

  • Skoç  tipi  alev – duman  borulu  kazanlar.
  • Su  borulu  kazanlar

1 )SKOÇ  TİPİ  ALEV  DUMAN  BORULU  KAZANLAR ; Kazan  içindeki  boruların  iç  yüzeyinde  alev – gazın boruların  dış yüzeyinde  de  suyun  bulunduğu  kazan  tipidir .Alev – duman  borulu  kazanlar  için  su miktarı  fazla  olduğundan  maximum  40  bar  basıncına  kadar  buhar üretimi  yapabilmektedirler.

2 ) SU  BORULU  KAZANLAR ; Bu tip  kazanlarda  su  borularının  içinde  ısıtıcı  ortam  alev  ve  gaz  ise  boru  yüzeyinin  dışında  bulunmaktadır. Su  borulu  kazanlardaki  su  miktarı  az  olduğundan  daha  yüksek  basınç  ve sıcaklıkta  buhar  üretimi  yapabilme  imkanları  vardır. Ancak alev duman borulu kazanlara göre  daha hassas bir ilave su ıslahı ile daha iyi bir kimyasal ıslahı uygulaması gereklidir. Su borulu kazanlarda fiziki yapılarına göre “A”, “O” ve “D” tipi diye adlandırırlar.

G ) KIZDIRICILAR; Kazanlarda üretilen doymuş buharı, kızgın buhara dönüştürmeye yarayan bölümdür. Yüksek basınç ve sıcaklıkta buhar isteyen buhar türbin sistemleri gibi sistemlerde kullanılırlar.

H ) BUHAR HATLARI VE EKİPMANLARI; Kazanda üretilen buharın kullanılacağı yere kadar olan borulama sistemidir. Buhar hatları üzerinde hem hatların fiziksel olarak korunması hem de buharın kullanılacağı yer istenilen saflıkta ve özelliklerde gitmesini sağlayan bazı ekipmanlar olmalıdır.

Bunlar sırası ile kazan buhar fazında ve buhar kollektörü girişine konulan ve kazan suyu ve buharın ayrışmasını sağlayan sisteme ıslak buhar gitmesini önleyen buhar separatörleri. Buharın kazan sonrasında toplanıp kullanılacağı bölgelere dağıtılmasını sağlayan buhar kollektörleri. Sabit basınçta üretilen buharı işletme içerisinde gerektiğinden daha düşük basınçlarda kullanılmasını sağlayan basınç düşürücüler. Buhar borularında ısınma-soğuma sonrasında meydana gelecek olan genleşme ve büzüşmeler sonrasında borular ve bağlantılarda oluşacak olan deformasyonları önleyecek olan kompansatörler. Islak buhardan ve hatlardaki ısı kayıplarından kaynaklanan yoğuşmalar sonucu buhar hatlarında oluşan suyun tahliye edilmesini sağlayan cepheler ve kondenstoplar olarak sıralandırılabilir.

I ) ARA (SAF) KONDENS TANKLARI VE KONDENS DÖNÜŞ HATLARI;

İşletmelere gönderilen buhar kullanıldıktan sonra belirli ölçüde ısısını ve basıncını kaybederek yoğuşmaya başlar ve tekrardan su fazına dönme eğilimi içine girer. Sistemdeki kondenstoplar sayesinde tamamıyla su fazına dönüşen saf kondens işletmedeki çalışma şartlarına göre ya kendi olağan akışı ile yada ara tanklardan toplanıp pompa vasıtası ile kondens tankına geri döndürülür.

Saf kondensin bu şekilde toplandığı tanklardan saf kondens tankı diye adlandırılır. Saf kondensin kondens tankına geri döndüğü boru hattına da kondens dönüş hattı denir.

KAZAN VE KONDENS SİSTEMİNDEKİ BUHAR ÜRETİMİ VE SU – BUHAR ÇEVRİMİ

Su tasfiye sisteminde üretilen su ve saf kondens dönüşleri kondens tanklarında toplandıktan sonra kondens tankları vasıtası ile degazöre basılır. Kondens tankı ile degazör arasında ön ısıtıcılar var ise su buradan geçirilerek ısınması sağlanarak degazördeki yük azaltılır. Degazörde 102-105 C0 sıcaklık ve 0,2 – 0,5 basınç altında min. 20 dak. Bekleme süresi sağlanarak kazan besi suyu içerisindeki çözünmüş oksijen (max. 50ppm) ve karbondioksit   (max. 10ppm) alındıktan sonra kazan besi pompaları vasıtası ile kazana verilir. Degazör ile kazan arasında ekonomizer var ise besi suyu buradan geçirilmek sureti ile daha fazla ısınması sağlanarak ısı ve enerji tasarrufu yapılmış olur.

Kazana gelen besi suyu çeşitli yakıtlar (fuel-oil, doğal gaz, kömür vs. ) veya akıt ısı (baca gazı, egzoz gazı vs. ) kullanılarak istenilen basınç, sıcaklık ve safiyette buhar elde edilir.

Buhar kazanlarının işletilmesi esnasında kazanın hışır oluşumu ve korozyona karşı kullanılması ve istenilen nitelikte buharın üretilebilmesi için kazan suyu özelliklerini çeşitli otoritelerce belirlemiş olan değerlerde tutulması gerekmektedir.bu amaçla kazan suyunu belirli zaman ve belirli miktarlarda kısmi olarak boşaltılmasına (blöf yapılmasına ) gerek duyulur.

Üretilen buhar kollektörlerde toplanarak istenilen bölgelere dağıtılır. Buhar işletme içerisinde kullanılması ile sıcaklığı ve basıncı bir miktar düşmesi ve kondenstopların da buharın yoğuşmasını sağlayarak buhar-suya dönüştürülür. Ve oluşan saf kondens, kondens tankına geri döner.

Bu su-buhar çevriminde kullanılan bazı kavramlar ve aralardaki bağlantılar aşağıda belirtilmiştir.

İlave Su; Tüm kazan ve kondens sisteminde açık buhar kullanımında, buhar ve su kaçaklarında ve kazana uygulanan kısmi blöflerden kaynaklanan su kayıplarını tamamlamak için sisteme su tasfiye sisteminden verilen suya ilave su (make-up) denir.

İlave Su (make-up) = Blöf Suyu + Kayıplar ( Açık Buhar + Kaçaklar + Blöf )

  Besi Suyu; Kazanın ürettiği buhar ve kazan blöf miktarlarını karşılamak için kazana beslenen suya kazan besi suyu denir. Kazan besi suyu miktarı saf kondens dönüşü ve ilava su miktarlarına da eşittir

Kazan Besi Suyu = Buhar Üretimi + Blöf Suyu

                                   İlave Su + Saf Kondens Dönüşü

KAZAN VE KONDENSE SİSTEMİNDE SUDAN KAYNAKLANAN PROBLEMLER

Buhar üretimi ve kondens sistemlerinde meydana gelebilecek olan problemleri 4 ana başlık altında toplayabiliriz.

  1. Kışır oluşumu
  2. Oksijen korozyonu
  3. Düşük pH korozyonu
  4. Taşınma (Su Sürüklenmesi-Islak Buhar)

1 ) KIŞIR OLUŞUMU;

Kazan sisteminde kışır oluşumunun iki temel nedeni bulunmaktadır. Bunlardan birincisi suyun içerisinde bulunan çeşitli bileşiklerin kazanlardaki sıcaklığın etkisi ile çözünürlükleri azalarak daha az çözünür. Bileşikler oluşturması ve bu bileşiklerin boru yüzeyine yapışmasıdır. Buna en iyi örnek sudaki bikarbonatların (geçici sertlik) kazanlarda ısının etkisi ile kırılarak karbonat formuna ( kalıcı sertlik ) dönerek çekilmesi ile oluşan kireç (CaCO3) depozitleridir.

Bunun yanı sıra besi suyunda toplam sertlik diye tabir edilen kalsiyum ve magnezyum iyonlarının çeşitli iyonlarla yapacağı kristal yapıdaki bileşiklerin çökerek metal yüzeylere yapışması ile oluşacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli iyon silis olup kazan suyu ile ilgili tüm standartlarda silis için limitasyonlar bulunmaktadır.

Ca + SO4                                     CaSO4

Ca + SiO2                                    CaSiO3

Mg +2 OH                                  Mg (OH)2

Mg + SiO3                                  Mg SiO3

Diğer bir kışır oluşumu ise kondens sistemindeki korozyon ürünlerinin kazanlarda birikmesi ile meydana gelen

4Fe(HCO3)2 + O2 + 2H2O              4Fe(OH)3 + 4CO2

4Fe(HCO3)2 + Isı                              Fe(OH)2 +  CO2

4Fe(OH)2 + O2 + 2H2O                    4Fe(OH)3

2Fe(OH)3                                           Fe2O3 + 3H2O

yukarıda belirttiğimiz tüm problemlerin yaşanmaması için öncelikle ön ıslah (yumuşatma, demineralize) işlemlerinin yanı sıra bakiye kirlilikler için kati suretle kimyasal kullanılmalıdır.

2 ) OKSİJEN KOROZYONU ;

Oksijen korozyonu hem kazan besi ve kazan hem de tüm buhar ve kondens hatlarında meydana gelen tüm sistemlerde istenmeyen zararlara yol açan bir korozyon türüdür. Oksijen korozyonuna pitting (çukurcuk) denir.

Fe                   Fe+2 + 2 e-

Fe+2 + 2OH              Fe(OH)2

4Fe(OH)2 + O2 + 2H2O             4Fe(OH)3

2Fe(OH)3                Fe2O3 + H2O

buhar üretim sistemlerinde oksijen korozyonunu önlemek için degazör (gaz alıcı) sistemleri kurularak oksijen mekanik olarak 20-50ppm seviyelerine düşürülebilmektedir. Oksijenin mekanik olarak degazör sistemlerinden atılabilmesi için, daha önceki bölümlerde belirtilen degazör işletimi konularına özen gösterilmelidir. Ancak bakiye kalan için kimyasal oksijen tutucu kullanmak gerekmektedir.

3 ) DÜŞÜK pH KOROZYONU ;

Buhar üretim sistemlerinde düşük pH korozyonu kondense sisteminde etkili olmaktadır. Korozyonun oluşma mekanizması ise buhar fazına geçen karbondioksitin kondens hatlarında su buharı ile reaksiyona girerek karbonik asit oluşturması ve buna bağlı olarak kondens  pH değerlerinin ideal pH olan min. 8,2 nin altına düşerek asidik korozyon olması ile meydana gelir.

Bu nokta da, sudaki karbondioksit degazörde tamamı atılabilse dahi, besi suyundaki alkaliteyi oluşturan bikarbonatlar kazanda yüksek ısı sonucunda kırılarak hidroksit ve karbondioksit kırılmaktadırlar. Bu kırılma sonrasında ortaya çıkan iyonlar kazan suyunda kalarak kazan suyu pH değerini yükseltirler. Karbondioksit ise buhar ile taşınarak buhar ve özelliklede kondens hatlarında aşağıdaki mekanizmalar ile korozyona sebebiyet verir. Düşük pH korozyonunun göstergesi boru et kalınlığının incelmesi şeklindedir.

2HCO3 + Isı             CO3 + CO2 + H2O

CO3 + H2O + Isı            2OH + CO2

CO2 + H2O               H2CO3

Fe + 2H + 2HCO3               Fe(HCO3)2 +H2

4Fe(HCO3)2 + O2                2Fe2O3 + 8CO2 + 4H2O

Bu tür korozyonun önlenmesi için sudaki çözünmüş karbondioksitin elimine edilmesi degazör sistemi ile sağlanır. Ancak sudaki bikarbonatlar herhangi bir şekilde alınmadığından ancak nötralize aminler kullanılarak oluşan karbonik asit nötralize edilebilir.

4 ) TAŞINMA (SU SÜRÜKLENMESİ – ISLAK BUHAR)

      Kazan suyu taşınmalarının temel olarak iki ana başlıkta toplayabiliriz. Bunlar mekanik sebeplerden kaynaklanan taşınmalar ve kimyasal sebeplerden kaynaklanan taşınmalardır. Diğer bir taşınma türü ise volatile caryover ( uçucu taşınma ) diye tabir edilen ve daha çok yüksek basınçlı kazan ve türbin sistemlerinde dikkat edilmesi gereken taşınma türüdür.

A ) Mekanik Sebeplerden Kaynaklanan Taşınma;

  1. Kazan su seviyesi normalin üzerinde olup, kazandaki su ve buhar fazının ayrışması için yeterince yer olmamasından kaynaklanan taşınmalardır. Böyle bir durumda kazan su seviyesi normale indirilerek taşınma önlenebilir.
  2. Kazanın buhar üretim kapasitesinin üzerinde buhar ihtiyacı ve buhar çekimi olması durumunda kazan bu miktarı karşılayamayacağından kazanda bir vakum oluşur. Bu vakum sonucunda kazan suyu buhar ile beraber hatlara gider. Bu tür durumlarda kazan çalışma basıncında düşmeler gözlenmektedir. Bu tür bir taşınmada ise ya yedekte bir kazan var ise devreye alınmalı yada buhar ihtiyacı kazan kapasitelerine göre ayarlanmalıdır.
  3. İşletmede ani (pik) buhar çekişleri yapılıyor ise kazanlar buhar ihtiyacındaki bu ani artışı tolere edene kadar kazan suyu taşınmaları meydana gelir.bu tür taşınmaların önlenebilmesi içinde işletme içerisindeki ani çekişlerden olabildiği kadar kaçınmalı, ani çekişlerin daha çabuk tolere edilebilmesi için daha fazla kazanın devrede tutulması gibi önlemler alınabilir.

B ) Kimyasal Sebeplerden Kaynaklanan Taşınmalar;

Kimyasal sebeplerden kaynaklanan taşınmalarda en önemli unsur kazan suyu alkalite ve pH değeridir. Kazan suyu alkalite ve pH değeri öngörülen standartların üzerine çıktığında kazan suyu çok alkali hale gelir ve daha kaygan bir hal alarak köpüklenmeye başlar. Kazan suyu üst yüzeyinde oluşan bu köpükler buhar ile taşınarak ıslak buharın sisteme gitmesine sebebiyet verirler.

Bu tür bir taşınmada da kazan suyunun ön görülen limitasyonlarda tutulabilmesi için yeterli miktarlarda kazan blöfleri yapılmalıdır. Kazan üst tarafında bulunan yüzey (köpük) blöfü kullanılarak köpük dışarı atılabilir. Diğer bir yöntem ise kazan suyuna köpük kesici kimyasalların dozlanmasıdır.

Yukarıda belirtilen tüm bu taşınma problemlerinin önlenebilmesi için kazanlara ve buhar hatlarına buhar seperatörleri, kazan harici buhar domları, buhar hatlarına cep ve kondenstopların konulması faydalı olacaktır.

C ) Volatile Caryover (Uçucu Taşınma )

Bu taşınma türü daha yüksek basınçlı kazan sistemlerinde meydana gelen ve kazan suyundaki silisin yüksek basınç ve sıcaklık neticesinde uçucu hale gelmesi ile buhar ve kondens hatlarına gitmesi sonucu oluşmaktadır.

Bu taşınmanın önlenmesi için öngörülen kazan besi ve kazan suyu standartlarına uyulması uygulanabilecek olan yegane yöntemdir.

C) SU ARITIMINDA REVERSE OSMOZ 

Su arıtma tekniklerinden biri olan reverse osmoz yakın bir geçmişten itibaren Türkiyede de bir çok tesiste kullanılmaya başlanmıştır. Osmoz doğada kendiliğin gerçekleşmektedir. Bitkiler bu yöntemle topaktan su almaktadırlar.

Artık birçok içme suyu tesisinde de Reverse osmoz tekniği kullanılarak % 99,9 oranında arıtım sağlanmaktadır. İthalatçılar ve üreticiler bireysel tüketiciler için hem az yer kaplayan ve de kullanışlı tezgahaltı Reverse osmoz lar getirmektedir.

30 yıl öncesine kadar membran prosesleri çevre teknolojisi açısından pek önemli gözükmüyordu. Ancak farklı ayırma prensiplerine ve mekanizmalarına sahip çok sayıda membran prosesinin geliştirilmesi ve bunların partiküllerden moleküllere kadar değişken çeşitli boyuttaki maddelerin ayrılmasına çözüm getirmeleri ile birlikte , membran prosesler su ve atık su arıtımında çok önemli bir konuma gelmiştir.

Membranlar, karışım halindeki pek çok maddenin ayrılması maksadıyla kullanılır. Ayırma olayı iki ana gurupta toplanır. Birincisi ; çözünmüş maddelerin ayrımı , ikincisi tutulmak istenen partiküler maddelerin ayrılmasıdır. Membran, belirli türlerin hareketlerini kısıtlayan metal, inorganik veya organik polimerlerden yapılan geçirgen veya yarı geçirgen bir malzemedir. Bu membranlar , gaz ayrımı , katı/sıvı ve sıvı/sıvı ayrımı gibi amaçlar için kullanılır. Genel olarak;

  1. Sıvılardan ve gazlardan mikron boyutundaki partiküllerin filtrasyonu.
  2. Sıvılardan kolloidlerin ve büyük ölçekli moleküllerin ayrımı.
  3. Sadece iyonik türlerin ayrımı.
  4. Sulardan veya diğer sıvılardan bütün askıda katı veya çözünmüş maddelerin ayrımı.

 

  • Mebran Şematik Gösterimi

I faz besleme, II faz ise , süzüntü fazı olarak adlandırılır. Ayırma işlemi, membranın birinci fazdaki bir bileşeni, öteki bileşen veya bileşenlerden daha kolay bir şekilde diğer tarafa geçirmesi esasına dayanır. Membrandan gelen akım iki kısma ayrılır. Bunlar , membrandan geçen ve membrandan geçmeyen akımdır. Membrandan geçen akım süzüntü, geçmeyen akım ise konsantre akımı olarak adlandırılır.

  • Membran proseslerinde giriş çıkış akımları

Membranların performansı ,akı ve alıkoyma veya seçicilik olarak adlandırılan terimler ile adlandırılır. Akı, membran tarafından alıkoyulan kısmın ölçüsüdür. Seçicilik ise membrandan geçenlerin ölçüsüdür. İdeal bir membranda, yüksek seçicilik veya alıkoyma ile yüksek akı veya geçirimlilik istenir. Akı, m3/m2x gün veya lt/m2xsaat gibi birimlerle ifade edilir. Reverse osmozda saf su elde ederken atıksu da oluşmaktadır. Atıksu miktarı sistem dizaynı , su kalitesi , ön filtrasyon gibi parametrelere bağlıdır. Bu oran % 50 den % 25 e kadar değişebilmektedir.

Osmoz , aralarında bir yarı geçirgen membran bulunan , farklı iyon derişimine sahip iki çözeltinin osmatik basınç vasıtasıyla iyon derişimlerini eşitlemeleridir. iyon derişimlerinin eşitlenmesi , derişimi düşük olan çözeltiden derişimi yüksek olan çözeltiye sıvı transferi ile sağlanır. Bu sıvının geçiş hızı sudaki toplam çözünmüş katı madde miktarı, basınç , sıcaklık gibi parametrelere bağlıdır. Reverse osmoz da sıvının membrandan geçebilmesi için bir güce ihtiyacı vardır. Bu da genelde yüksek basınç pompaları ile sağlanmaktadır. Membran üzerindeki 5Ao(2*10-6) büyüklüğündeki gözeneklerden sadece saf olarak iyonlarıdan ayrılmış su geçerken demir , silis, bakteriler, organik maddeler, ağır metaller gibi maddeler tutularak atık su ile atılır. Reverse osmoz sistemlerinde tüm iyonlar tutulduğundan ürün suyunda ph düşmektedir bu sebeple tüm osmoz ürün suyu hatları korozyona karşı  paslanmaz yapılmalıdır.

Reverse osmoz öncesi filtrasyonun önemi,

Reverse osmoz sistemlerinde iyi bir ürün suyu elde etmek ve işletme maliyetlerini düşürmek için en önemli konu osmoz öncesi filtrasyonun çok iyi olması gerekmektedir. Reverse Osmoz yapılacak tesisde kuyu suyu analizi çok iyi bir şekilde yapılmalı ve bu sonuçlara göre ön filtrasyon seçilmelidir. Unutulmamalıdır ki problemli veya çalıştırılamayan birçok Reverse osmoz tesislerine bakıldığında mutlaka ön filtrasyonlarında bir eksik görülmektedir. Bu eksikliklerde sonuçta reverse osmos sisteminde maliyetin büyük bir kısmını oluşturan membranlarda hasarlara sebep olmaktadır.

İyi bir ön filtrasyon aşamaları:

  1. Seperatör filtre
  2. Ozon jeneratörü veya Ultraviyole
  3. Klor dozajı
  4. Basınçlı Kum filtreleri
  5. Basınçlı Aktif karbon filtreler
  6. Yumuşatma cihazı
  7. Sediment filtreler (1 , 5 micron)

SU ARITIMINDA REVERSE OSMOZ 

Membran,

Reverse osmoz da kullanılan yarı geçirgen zara verilen isimdir. Birçok çeşidi vardır. Su karakterine göre membran türü belirlenir. Membranların TFC (thin film composite) , CTA ( cellulos three asetat ) gibi türleri  mevcuttur. TFC türü membranlar klora karşı yapısı  bozulduğundan ön arıtım olarak aktif karbon filtre yapılması gerekmektedir.

Arıtma Oranları               ;

Asbest                                 %98-99                                Kurşun                                 %96-98

Arsenik                                %94-96                                Kalsiyum                             %95-98

Alüminyum                           %96-98                                Krom                                    %96-98

Amonyum                             %90-95                                Kadmiyum                           %95-98

Bikarbonat                           %90-95                                Magnezyum                        %95-98

Bakır                                     %97-98                                Nitrat                                   %90-95

Baryum                               %96-98                                Nikel                                     %97-99

Brom                                    %90-95                                Potasyum                           %94-97

Bakteri                                 %99                                     Potasyum                           %94-97

Borat                                    %50-55                                Radyoaktivite                       %93-97

Cıva                                       %95-97                                Silis                                     %92-95

Çinko                                    %97-99                                Siyanür                                %92-95

Demir                                   %97-98                                Silikat                                   %94-96

Florür                                   %93-95                                Sülfat                                   %97-98

Fosfat                                  %98-99                                Sodyum                              %89-90

Gümüş                                %95-97                                Sertlik                                  %96-98

Klorür                                   %90-95                               Haşerat Önleyiciler              %95-98

HAM  SU  VE  ÇEŞİTLİ  ARITILMIŞ  SU  ÖZELLİKLERİ

( mg / 1 , diğer  şekilde  belirtilmemiş  ise )

Soğutma Suyu Şartlandırılmasında Kullanılan Kimyasalların Amacı

SOĞUTMA SUYU ŞARTLANDIRILMASINDA  KULLANILAN KİMYASALLARIN AMACI :

Açık ve kapalı su soğutma sistemlerindeki kimyasalların su tedavisinin ana başlıkları şöyledir.

a)      Korozyonun kabul edilebilir seviyelere indirilmesi

b)      Depozit oluşumunun önlenmesi

c)       Biyolojik kirliliğin önlenmesi

a)Korozyonun kabul edilebilir seviyelere indirilmesi ;

Bir metalin farklı bölümleri arasında veya iki farklo metal arasında gelişen elektriksel potansiyel farklılığının oluşturduğu elektro kimyasal prosese korozyon denir. Bu potansiyel farklılığı anodik ve katodik kısımlarda reaksiyona sebep olur.

Bu kısımlar korozyon pilini oluştururlar, aşağıda görüldüğü gibi ;

KOROZYON PİLİ

İyonik taşınma

< ———————–

Oksijenin indirgenmesi                                Metalin çözülmesi

Katot                                                    Anot

Taşınan elektronlar

Soğutma suyu sistemlerindeki korozyonun oluşması, ısı değiştiricilerin zarara uğraması, ısı transferinin düşmesi, enerji kullanımının artması ve hatta üretimin düşmesi demektir.

Açık soğutma suyu sistemlerindeki korozyonun artması birçok faktöre bağlıdır. Örneğin ;

  • Ph
  • Çözünmüş katılar
  • Askıdaki katılar
  • Sıcaklık
  • Suyun hızı
  • Materyalin cinsi
  • Isı transferi

Korozyonun kabul edilebilir seviyeye indirilmesinde korozyon inhibitörleri kullanılır.

b)Depozit oluşumunun önlenmesi

Açık soğutma suyu sistemlerindeki depozit oluşumunun işletim sistemlerinde etkisi aniden ve şiddetli bir şekilde görülebilir. Depozitler boruların kapasitesini azaltarak suyun akışının düşmesine veya uygun ısı transferine karşı yalıtıcı bir rol oynayarak istenen soğutmanın aniden düşmesine sebep olurlar.

Çünkü , açık sistemlerde su buharlaşınca çözünmüş katıların yoğunluğu da artacaktır. Bu yükselme doygunluk sınırının üzerine çıkacak ve depozit oluşumunu arttıracaktır. Çevrim arttıkça ph ‘ın yükselmesi de artış gösterecektir. Ph yükselecek ve ısı transfer yüzeylerinden de depozit oluşumu hızlanacaktır.

Soğutma sistemlerindeki esas depozit oluşum çeşitleri şöyledir.

  • Çözünmeyen tuzların doygunluk sınırını aştığı zaman inorganik tortu oluşturması,

en genel tortu kalsiyum karbonattır.

Ca(HCO3)2 ———– > CaCO3 | + H2O + CO2 |

  • Demir oksitleri, korozyonun yol açtığı etkili depozitlere sebep olur,
  • Askıdaki katılar yani çamur kalay ve kirliliklerin taşınması ve sıcak yüzeylerde depozit oluşturması,
  • Proses atıklarının (yağlar)
  • Mikrobiyolojik üremeler, yani bakteri, yosun ve mantarın katı yüzeylere yapışması

Soğutma suyu sistemlerindeki (açık veya kapalı sistemlerde) depozit oluşumunun engellenmesi için depozit inhibitörleri kullanılır.

c)Mikrobiyolojik kirliliğin önlenmesi

Soğutma kulesi, su sistemlerinde mikrobiyolojik üreme için en uygun ortamı sağlayan mükemmel bir örnektir.

Sıcaklık, ph, besinler (organik ve inorganik) gibi faktörler bakteri, yosun ve mantarların üremesi için uygun ortamı sağlarlar.

Yosun;

Yosunlar klorofil içeren basit bitkilerdir. Yosunların üremesi için üç ana şart; rüzgar su ve güneş ışığıdır. Genellikle, yosun üremesi soğutma kulelerinde oluşacaktır. Yosun üremesinin fazlalığı suyun gereksiz ayrışmasına ve kuledeki soğutma veriminin düşmesine yol açar.

Mantar;

Mantarlar, küf ve maya mantarları gibi yakından tanıdığımız tüm basit bitkileri içerir. Mantarlar genellikle su hatlarının gözükmeyen yerlerinde veya bakterilerin çıkardığı yapışkan sıvılarda rahatça büyürler. Örneğin; kuledeki tahtaların bozulmasına yol açabilirler.

Bakteri;

Bakteri, bütün mikropların en küçüğü ve en kötü mikrobiyolojik problemlerin sorumlularıdır. Bakteriler aerobik ve anaerobik olarak ikiye ayrılırlar ve ılık ortamlarda daha hızlı gelişirler.

Bakterilerin üremesi depozitleri oluşturan yapışkan kütlelere sebep olur. Bu yapışkan kütlelerde anaerobik ortam hazırlayarak bakterilerin sülfatı indirgemesi ile çok şiddetli korozyona yol açan hidrojen sülfürü açığa çıkarırlar.

Soğutma sistemlerindeki biyolojik kirliliği önlemek için mikrobiositler kullanılır.

Suyun İçindeki Havanın Zararları

Suyun içersindeki havanın tesisatlardaki hasarları;

Su tesisatları ismindende anlaşıldığı gibi boruların içersinden su geçmesi için dizayn edilmişlerdir , havalı suyun geçmesi için değil.

Evinizde, ocakta pişen yemeye ilave etmek için eviyeden bir bardak su almak istiyorsunuz ve bardağı tutup musluğu açıyorsunuz.Bir anda keskin bir “PAT” sesi ile beraber,  çok ani olarak gelen su bardağa girdiği gibi bardak elinizden kayıp eviye içine düşüyor. Neyse ki, paslanmaz çelik eviye biraz esnek ki bardak kırılmıyor.  Bu şoku atlattıktan sonra ve musluğu çok dikkatlice ve yavaşça açıp  pişen yemeğin suyunu tamamladıktan sonra kenara çekilip mühendisçe düşünüyorsunuz:  ”Musluktan gelen su neden böyle bir şok yapsın ki?”

Çünkü su tesisatına bir yerden HAVA girmiş ve fiziğin temel kurallarından biri olan  P1 x V1 = P2 x V2 kanunu çalışmış.  P1, V1 musluk açılmadan önce su tesisatı içindeki basınç ve hava hacmi; ancak burada MUTLAK BASINÇ kullanılıyor, yani manometrede okuduğumuz basınç değerine atmosferin dünya üzerindeki  basıncını da ekleyerek “P1″ değerini buluyoruz.

Örneğin şehir suyu basıncı 4 bar olsun ve bu durumda formüldeki P1 değeri 5 bar olur.  Evimizdeki musluğa yakın bir yerde, tesisat içinde sıkışmış olan su içindeki hava miktarı da BİR LİTRE olsun. P1 x V1 = P2 x V2 formülünü uyguladığımızda, musluğu açtığımız anda, musluğa yakın yerde, tesisat içindeki basınç atmosfer basıncına eşit olur, yani P2 = 1 bar olur.  Bu durumda formül şöyle oluyor: 5 bar x 1litre = 1bar  x 5litre.  Yani, musluk açılmadan önce yalnızca BİR LİTRE olan sıkışmış hava, musluğu açtığımız anda BEŞ KAT hacim arttırarak musluktan çok ani bir su çıkışına sebep olur ve böylece elimizdeki bardak darbe alarak eviye içine düşer.

Evde yaşamış olduğumuz ve olsa olsa yalnızca kırılan bir bardak kadar riski olan bu olay işletmelerde su tesisatına ve su iyileştirme cihazlarına ve içinden su geçen birçok ekipmana zarar verebilir.  Konunun önemini hatırlatmak için bu yazımızda tesisata giren havanın verdiği birkaç zararı ve su içine havanın girme olasılığı  olan bir kaç noktayı   anlatacağız.

Tesisat Boruları ve Bağlantıları:  Sanayi tesisleri içindeki büyük hacimlerde askılar ve taşıyıcılar ile tutulmuş olan tesisat boruları, tesisat içindeki havanın, sistem basıncı değiştirdiği anlarda oluşan darbeler  ile sarsılır, boru taşıyıcı askılar kopar, flanşlar ve pasolu ekler tamamen kopar veya su sızdırmaya başlar.  Sentetik borular hava - su darbesi ile boydan boya yarılabilir.  Her hangi bir hat üzerinde rotametre gibi şoktan etkilenecek cihazlar varsa, bunlar çatlar ve görev yapamaz hale gelir.

Pompalar:  Santrifüj pompa,  içi tamamen su dolu iken suyu basınçlandırır. İçine hava girmiş olan pompa, havayı atasıya kadar suyu basınçlandıramadığı için o sırada tesisatta basınç düşer ve pompa havayı attığı anda su basıncı tekrar yükselir. Bu olay pompa üzerinde ve tesisatta basınç şokları oluşturur.  Bunun yanında, P1 x V1 = P2 x V2 formülü dolayısı ile basınç değişikliği sırasında hacmi büyüyen ve küçülen hava da su tesisatındaki darbelerin etkisini arttırır.

Santrifüj pompa içine giren hava öncelikle pompanın kendisine zarar verir. Yeterli suyu bulamayan pompa fanında KAVİTASYON olayı sonucunda aşınmalar ve delikler oluşur.  Ayrıca, pompaya su  ile beraber havanın gelmesi sistem üzerinde  birkaç şekilde darbeler ve basınç şokları yaratır.

Ayrıca, “frekans kontrolu” ile otomatik olarak hız değiştirerek basıncı kontrol edilen hidrofor pompalarında motor hızı su basıncına göre çok hızlı bir şekilde otomatik olarak ayarlandığından,  havalı su emişi yapan pompanın basma tarafında anlık basınç dalgalanmaları olur ve frekans invertörü sürekli olarak pompanın hızını değiştirmeye çalışır, buna rağmen bir türlü  istenilen sabit basınç elde edilemez. Bu olay pompada mekanik arıza yapar, frekans invertörü zarar görür ve  su sistemde şoklar oluşur.

Elek Filtre:  Su tesisatındaki hava elek filtreye girdiğinde, ters yıkama sırasında biraz sarsılma dışında filtre pek zarar görmeyebilir. Fakat, yatay çalışan elek filtre içine dolan ve eleğin üst kısmını işgal eden hava, ters yıkama anına kadar, filtreye gelen suyun yalnızca filtrenin küçük bir kısmı ile filtrelenmesine sebep olur. Bu da basınç kaybını arttırarak su debisinin düşmesine sebep olur.  Elek filtrenin üst kısmı hava ile dolu olduğundan, eleğin alt kısmından su çok hızlı geçer ve böylece, bazı katıların zorlanarak elek  deliklerinden filtrelenmiş su tarafına geçmesine sebep olur.

Kartuş Filtre:  Su tesisatındaki hava dik duran kartuş filtreye girdiğinde kartuş filtre kabının üst kısmını işgal eder. Bu sebeple filtreye gelen su yalnızca filtrenin alt kısmından, daha doğrusu, filtrenin küçük bir bölümünden geçmeye mecbur kalır.  Böylece suyun filtreden geçme hızlı çok yüksek olur.  Bunun sonucunda, basınç altında şekil değiştirebilen  bazı katılar  zorlanarak kartuş filtreyi aşar ve filtrelenmiş su tarafına geçer. Diğer taraftan, filtre istenmedik bir basınç kaybı yaratır ve sistemdeki su debisini düşürür.

Kum Filtresi:  Otomatik hava tahliye vanası (vantuz – pürjör) ile korunmayan kum filtresi tanklarına havalı su geldiğinde ciddi sıkıntılar yaşanır. Oluşan darbeler hem otomasyon vanalarına hem de tankın kendisine zarar verir. Tankın üst bombe kaynak yerlerinde çatlamalar olur ve tanktan su kaçağı yaşanır. Aynı olay, çelik tanklar ile yapılan su yumuşatıcı ve aktif karbon filtrede de yaşanır.  Su ile beraber hava gelen sistemlerde FRP  tanklarda daha ciddi sorunlar yaşanabilir.

Su Yumuşatma Cihazı:  Evinizdeki mutfakta meydana gelen ve yalnızca bir bardağa zarar verebilen DARBE, bir su yumuşatma cihazının rejenerasyonu zamanı geldiğinde, ilk işlem olan reçinenin ters yıkaması sırasında meydana gelebilir.  Ters yıkama sırasında açılan vana, reçine tankının üst kısmından dışarıya su atılmasını sağlar ve o anda reçine tankının içi atmosferik basınca eşit olur.  Ters yıkama suyu ile gelen hava, gene P1 x V1 = P2 x V2 formülü ile anında hacim büyütür ve bir miktar reçinenin ters yıkama suyu ile beraber dışarı kaçmasına sebep olur. Ayni sorun Aktif Karbon filtresi tanklarında da olabilir, fakat  kum filtresi tanklarında  olma olasılığı daha azdır, çünkü kumun yoğunluğu yüksektir.Bu sebeple üst difüzörler kullanılmalı ve hava karışımı önlenmelidir.

HAVALI SU’yun tesisata  vereceği zararların birkaçını  yukarıda belirttik.   Sorun yaşanan örnekleri çoğaltmak yerine, su tesisatı içine havanın girmesinin birkaç  sebebini açıklayalım.

Su sistemine en çok hava getiren olay, pompanın depodan su emişi sırasında depo seviyesinin düşmesi ile olur. Suda GİRDAP (VORTEKS) oluşarak pompaya su ile beraber çok miktarda hava girer. Bunun önlenmesi için su deposunun inşaatı sırasında tedbirler alınmalı ve depo içinde su emiş noktasında suyun çok geniş bir yüzeyden emişini sağlayıcı özel emiş parçası monte edilmelidir.

Ayrıca, su deposu içine, depo alt seviyesinde pompayı  durduran seviye şalteri konmalı ve bunun seviyesini ayarlarken GİRDAP oluşturmayacak su seviyesi tayin edilmelidir.

Su tesisatına havanın girmesini sağlayan diğer bir sebep, yeni bir sistemin devreye alınışı sırasında veya sistemdeki bir arızanın giderilmesinden sonra, içinde hava bulunan tesisata yeni su basılmasıdır. Yeni su basılan sisteme su çok yavaş bir hız ile doldurulmalı ve bu sırada, sistem üzerindeki vanalar ve musluklar açık olmalı, ayrıca tesisat üzerine monte edilmiş olan VANTUZLAR dan hava tahliyesi olduğu gözlenmelidir. Tesisata  ilk su dolumu sırasında yalnızca vantuzların hava tahliyesine güvenilerek suyu hızlıca doldurmak doğru olmaz.  Vantuzlar,  sisteme az az gelen havaların tahliyesi içindir.  İlk dolumda tesisatın tamamındaki havanın sistemden dışarı çıkabilmesi için her cihazın üzerindeki tahliye vanaları muhakkak açılmalı, musluklar açık tutulmalıdır.

Özet olarak, P1 x V1 = P2 x V2 formülü ile önemi vurgulanan hava-su darbeleri su sistemi için çok zararlıdır.  Bunun önlenmesi için öncelikle su depolarından pompa emişi sağlıklı hale getirilmeli, ayrıca, boş tesisatın doldurulması sırasında  sistemden havanın doğru çıkartılması sağlanmalı ve sistem üzerine doğru yerleştirilmiş vantuzlar ile sistem içine girecek havalar kolayca tahliye edilmelidir.   (Vantuz,  hava tahliye cihazı olduğu gibi, ayni zamanda tankların vakum altında kalmasını da önler.

Ultrafiltre

ULTRAFİLTRE

Düşük basınçlarda, yüksek verimlilikte hassas filtreleme sağlayan ultrafiltrasyon tekniğinde su, geçirgen bir membranın bir yanında basınçlandırılır. Oluşan basınçla 0,02 mikron’dan büyük partiküller filtrelenirken bu ölçüden küçük olanlar suyla birlikte filtreden geçer.

PVC esaslı ultrafiltrasyon membranları hızla yüksek miktarlardaki suyu geçirebilir, asimetrik membran yapısı ile verimli filtreleme sağlar.

PVC esaslı membranların PVDF esaslı diğer membranlarla karşılaştırıldığında, asidik ve bazik membran yıkama kimyasallarına karşı dayanımı daha yüksektir.

POZİTİF BASINÇLI ULTRAFİLTRASYON MODÜLLERİ

Pozitif basınç altında çalışan ultrafiltrasyon modülleri içme suyu arıtımı, reverse osmos öncesi su hazırlanması gibi muhtelif su arıtma işlemlerinde kullanıldıkları gibi atıksu arıtımında da kullanılırlar. Özellikle biyolojik arıtmada arıtılmış atıksuyun geri kazanımı, çamaşırhane ve oto yıkama atıksularının geri kazanımı gibi uygulamalar pozitif basınçlı ultrafiltrasyon modüllerinin temel kullanım alanlarını oluşturur.

NRTECH BASINÇLI UF CİHAZLARI

Kullanım alanları:

  • Hassas filtreleme gereken sular.
  • Reverse osmos öncesi ön arıtım.
  • Açık kapalı su devreleri.
  • Endüstriyel katı sıvı ayırma saflaştırma süreçleri.
  • Mikroorganizmalardan arındırılmış su sağlanması.
  • Oto yıkama ve çamaşırhane sularının geri kazanımı.

Üstün özellikleri:

  • Yüksek arıtım verimliliği.
  • Mikroorganizmalardan arınmış su.
  • Esnek çok amaçlı tasarım.

Cihaz üzerindeki ekipman:

Membran modülleri, besleme pompası, ön filtre, PLC kontrol ünitesi, hava alama valfi, debimetreler, manometreler, kompresör, ters yıkama suyu depolama tankı, dozaj pompası ve kimyasal depo tankı, paslanmaz çelik şase.

Borulama: UPVC